Anne olmayı istemek gönüllü deliliği kabul etmek demektir. Bebeğinizin saflığına deli olmak, eline deli olmak, ayağına deli olmak, gülüşüne, bakışına, dönüşüne deli olmak demektir. Kahkaha atsın diye deli gibi davranmak demektir.
Ağlamasın diye gecenin bir yarısı uykudan uyanıp saç baş darmadağın, sabahlığı, hırkayı sırtına deli gömleği giymiş gibi ters geçirip bebeğine koşmaktır anne olmak. Uykusuzluktan ağlamak üzereyken küçük mucizemizin yaptığı küçük bir şeye aniden kahkaha atmaktır. Birden umutsuzluğa kapılıp birden daha güzel bir gününüzün olamayacağını düşünmektir.
İşte ben bunlara ve bunlardan daha fazlasına gönüllü oldum.
Bu blogu açmak istememin nedeni de deliliğimi paylaşmak. Şimdi kabuk tutmaya başlamış olan yaralarımı sizlere anlatmak. Çaresiz bir şekilde internetten medet umarken yaptığım hataları yazarsam belki biri daha benim yaptıklarımı yapmaz dedim. Bir süre yazacaklarım eğlenceli şeyler olmayacak. Çaresizliğimi, umutsuzluğumu, hayal kırıklıklarımı anlatacağım.
Bir annenin bebeğinin gözlerinin içine bakıp iyi olsun diye içten içe erimesinin hikayesini okumak ister misiniz? Haydi başlayalım...
ilk yazından tüylerimi diken diken ettigine göre, bu seri çok acıklı olcak belli! blogun hayırlı olsun, bilmeyen herkese de rehber olsun benim güzel arkadasım ^.^
YanıtlaSilÖnce kazın şimdi de sen, iyi oluyo yazın yazın da ben okuyim :))
YanıtlaSilYalnız böle ağlatacak şeyler yazma yahuu... :)